Arşiv

İstatistik

Frank Rijkaard ve Galatasaray Üzerine

teknik direktör eleştirmek her birimiz için baya kolay bir iş. neticede futbol sekiz bilinmeyenli denklem değil ve kıyısından köşesinden bu oyunu bildiğini iddia eden herkes bir iki satır bir şeyler karalıyor bu adam ve diğerleri hakkında. buna eyvallah. ama şahısları, olayları ve olguları değerlendirirken, bütün dış etkenleri göz ardı ederek yaptığınız her değerlendirme "adam değil, siktirsin gitsin!" seviyesini aşamamaya mahkum. aynı şey "kıvırcık saçlarına kurban olduğum." yaklaşımı için de geçerli tabii ki.

iş bu yazıya da konu olacak olan; frank rijkaard'ı doğrudan etkileyen bir mesele. öyle ya, teknik direktörleri değerlendirirken beraber çalıştıkları kulüp yönetimini bir kenara atmak hangi mantığın ne tarafına düşer usta..?

rijkaard-yönetim uyuşmazlığının birinci ayağı; servet çetin meselesi. şaşaalı buluşmaları pek iyi beceren necip milletimiz, ne gariptir ki, ayrılmaları hiç beceremez. frank rijkaard çok açık net bir şekilde servet çetin'in kendi stoper profiline uygun olmadığını belirtti geçen sezon. servet de bunu, bütün kamuoyuyla beraber, idrak etti ve kendisine uzatılan her mikrofona "sanki terry, puyol top kullanıyor." minvalinde açıklamalar yaparak, galatasaray ve frank rijkaard'la mental bağını kesti. ama her ne olduysa oldu; servet çetin hala galatasaray'ın birinci stoperi 2010-11 sezonu itibariyle. bu dakikadan sonra servet'in konsantre bir şekilde oynamasını beklemek ne kadar manasızsa, bu konsantrasyon eksikliğinden doğan hataların, başarısızlıkların faturasını frank rijkaard'ın adresine damgalı, pullu postalamak da o kadar anlamsız. galatasaray yönetimi servet çetin krizini yönetememiştir ve bedeli ağır olacak gibi görünüyor.

ikincisi; miroslav stoch transferi... çok açık bir şekilde stoch, aynı giovani dos santos gibi, bizzat istediği bir futbolcuydu. bugün fenerbahçe'de izlerken de bu isteğin sebebinin aşikar olduğunu görebiliyoruz. nedir stoch'u rijkaard'a uygun kılan? bu adam, aynı ribery gibi, giovani dos santos gibi, 4-3-3 ün kenar forvetinde oynayabilecek sürat, teknik, pozisyon bilgisi, şut gibi özelliklere sahipken bir farklı özelliği daha var. bu adam aynı zamanda çok iyi bir pasör. yani pas futbolu oynatmaya çalışan bir adam, pasör bir kenar forvet oyuncusu istiyor ve sen bunu al-a-mıyorsun. üstelik ezeli rakibine kaptırmak suretiyle oluyor bu. ve muhtemelen bu meselenin iyice ayyuka çıkartmasıyla birlikte en büyük bedeli ödeyenlerden birisi de haldun üstünel oluyor. bu da ikinci yanlış...

diğer transferlere hiç girmiyorum bile. zaten muhtemelen yapılan tüm yerli transferlerde, frank rijkaard son "he!" deme mercisi olarak görülüyor ki bu meselenin bu yönünde rijkaard da ak pak değil. misalen mehmet batdal rijkaard'ın isteyeceği türden bir santrfor mudur? falan filan...

son bursa maçında * dikkatimi çeken bir şey vardı. frank rijkaard tek bir değişiklik yaptı, oyunun kaderini etkilemeye yönelik. "tek bir değişiklik yaptı" ifadesinin yanına "yapabilecek başka bir değişikliği de yoktu." ifadesini de eklersek fotoğraf biraz daha belirginleşiyor.

peki kimdi o giren adam? elano blumer... kamp geçirmemiş, sakatlıktan yeni çıkmış gibi şartları bir kenara bırakırsak gidip gitmeyeceğini, henüz kendisi de dahil olmak üzere, kimsenin bilmediği elano blumer... ligin 2. haftasında son şampiyonla oynuyorsunuz, teknik direktörünüzün yapabileceği tek değişiklik böyle bir mental hale sahip adamı oyuna almak... şimdi bu tek opsiyonlu adama mı yöneltilir eleştiri okları, yoksa başka opsiyonları yaratamayanlara mı?

bütün bu şartlara rağmen, o bahsettiğim son şampiyonu ezmişsen, 13 gol pozisyonu bulup, 18 korner kullanmışsan bu tablodan sana tek bir şey kalıyor: sabrın gerekliliği...

ykaraca
Category: 0 yorum

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazı hakkında herhangi bir görüş belirtmek isterseniz aşağıdaki bölümü kullanabilirsiniz. Unutmayın ki, yazılan her şey yazar tarafından okunup dikkate alınacaktır.

İzleyiciler

E-Mail ile Takip